Diş Sağlığı

 

Diş Sağlığı

Düzgün ve sağlıklı dişlerin sırrı, düzenli bakımdan geçer. Diş fırçalama ise, bu bakımın en önemli ayağıdır. Bunun yanında diş ipi kullanımı, düzenli hekim ziyaretlerinda yapılan diş taşı ve diş yüzeyi temizlikleri ve dişeti kontrolleri sayesinde ömür boyu sağlıklı dişleriniz olabilir.

Diş Macunu ve Fırça Yerine?

Diş temizliğinde kullanılabilecek en iyi yöntem diş fırçası ve macundur. Fırça tasarımları dişin en iyi şekilde temizlenmesine imkan verecek şekilde günden güne değişmektedir. Diş ve diş eti temizliğinde kullanılan fırçanın şekli, fırça kıllarının yapıldığı malzeme, sertliği ve şekli diş temizliğinde önemlidir. Diş fırçaları bunlar düşünülerek tasarlanır. Benzer şekilde diş macununun da içeriği, rengi, yapısında bulunan köpürtücü ve aşındırıcı partiküller araştırmalar sonunda belirlenmiştir. Macunun yapısında bulunan flor da çürüğe karşı koruma sağlar. Bazı kişiler macun yerine karbonat, tuz gibi aşındırıcılar kullanırlar. Bunlar kısa vadede dişleri daha iyi temizler gibi görünse de dişin mine yapısına zarar vererek aşınmalara ve çürüklere sebep olabilir. Benzer şekilde eski zamanlarda diş fırçası yerine kullanılan cisimlerin de kullanılmasına gerek kalmamıştır.

Diş aralarının temizliğinde kürdan kullanılması da bazen diş etlerine zarar verebilmektedir. Bunun yerine, diş anatomisiyle daha uygun olarak üretilmiş kürdanlar, ve ara yüz fırçaları mevcuttur. Diş temizliğinde kullanılmak üzere üretilmiş tüm macun, gargara ve fırçalar düzenli kullanılmalıdır. Diş çürüğü ve diş eti hastalıkları büyük oranda önlenebilir hastalıklardır.

Hangi Fırça, Hangi Macun?

Hastaların en sık sorduğu soruların başında hangi fırçanın ya da macunun daha iyi olduğu gelir. Diş temizliğinde işin büyük kısmı fırça tarafından yapılır. Fırçalama tekniği temizlik açısından çok önemlidir. Bu anlamda en önemli şey dişlerin doğru teknikle fırçalanmasıdır. Dişhekimleri tarafından önerilen çeşitli fırçalama teknikleri varsa da en iyi teknik kişi tarafından en iyi uygulanan tekniktir. Dikkat edilmesi gereken şey, yumuşak bir fırça kullanmak ve uzun süre fırçalamaktır. Diş temizliğinde en sık yapılan yanlış dişleri acele fırçalamak ve fırçayı dişlerin sadece üst kısımlarına dokundurmaktır. Aslında dişlerin en kolay kirlenen kısımları diş etleri ile birleştiği kısımlardır. Buralar hem kolay kirlenir hem de zor temizlenir. İdeal bir fırça yumuşak ve düz kıl demetli olmalıdır. Fırça diş ile diş etinin birleştiği noktaya yerleştirilip yuvarlak hareketler yapılmalıdır. Fırça çok fazla bastırılmamalıdır. Aşırı baskı diş etlerinde çekilmeye ve dişte aşınmaya yol açar.

Çocuk dişleri fırçalanırken çocuklar için özel olarak üretilmiş fırçaların kullanılması daha iyidir. Büyük fırçalar ağzın her bölgesine sığmamakta ve yeterli temizlik sağlamamaktadır. Çocuklarda 3 yaşına kadar macun kullanmadan sadece fırça ile temizlik yapılabilir. 3 yaşından sonra çocuk macunları kullanılmaya başlanabilir. Erişkin macunlarındaki flor seviyesi, yutulduğu zaman çocuklarda olumsuz durumlara sebep olabilecek kadar yüksektir. Çocuk macunları da fırçalama ardından yutulmamalı, ağız çalkalanarak tükürülmelidir. 7-8 yaşlarından sonra çocuklar erişkin macunlarını kullanabilirler. Diş macunu, reklamlarda görüldüğü şekilde fırçayı kaplayacak kadar değil, nohut kadar konulmalıdır. Bazı kişiler, sigara içen kişiler için üretilmiş olan macunların daha fazla temizlediğini düşünmektedir. Bu macunların içinde daha fazla aşındırıcı madde vardır. Bu sebeple rutin kullanımlarda diş minesinde aşındırıcı etkisi görülebilir.

Antibiyotik Kullanımı Zararlı mıdır?

Ülkemizde, antibiyotik kullanımı konusunda oldukça yanlış yaklaşımlar vardır. Genellikle ağrı kesici yerine sık sık antibiyotik kullanılır ve çoğu zaman antibiyotik kullanımına gerek olmayan virüs kökenli solunum yolu enfeksiyonlarında da antibiyotik kullanılır. Bu durum, pek çok açıdan oldukça zararlıdır. En önemli zarar, antibiyotiğe karşı direnç gelişmesidir.

Günümüzde görülen dirençli enfensiyonların, özellikle hastane enfeksiyonlarının sebebi antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımıdır. Enfeksiyonlarda, etkene etki edecek antibiyotik kullanılmazsa vücuttaki bakteriler, dönüşüme uğrayarak kuvvetlenirler. Gereksiz ilaç kullanımının karaciğer ve böbrekler üzerinde de olumsuz etkileri vardır. İlaçlar genel olarak bu iki organda yıkılırlar ve vücuttan atılır. Her türlü ilacın gereksiz kullanımı ekonomik olarak da çok zararlıdır. Ülkemizde gereksiz kullanılan ilaçların ekonomiye oldukça büyük bir yük eklediği bir gerçektir.

Fissür Örtücü Nedir?

Fissür örtücüler, azı dişlerin çiğneyici yüzeylerine yapılan koruyucu işlemlerdir. Azı dişlerinin üst yüzeyleri genellikle çatlak ve girintilerle doludur. Birinci azı dişleri genellikle 6-7 yaşlarında sürer ve sıklıkla süt dişleriyle karıştırılır.

Fissür örtücü, akışkan bir dolgu malzemesiyle bu çatlakların doldurulmasıdır. Bu işlem oldukça kolay ve hızlı bir şekilde yapılır. Fissür örtücülerin ömrü bir kaç senedir. Çocuklar 10 yaşlarına geldiği zaman daha iyi diş fırçalamaya başlarlar ve çürük riski azalır. Bu aşamaya kadar diş çürüğü görülmezse daha sonra çürük oluşma ihtimali daha azdır.

Gömülü Dişler

Gömülü dişler, vakti geldiği halde ağız ortamında görünmeyen dişlere denir. Bunun farklı sebepleri olabilir. Dişlerin sürme doğrultularında iltihaplar, süt dişlerinin köklerinin erimemesi, fazla dişler, bazı hormonal ve sistemik hastalıklar gibi faktörler sebebiyle de diş sürme sorunları görülebilir. Bu problemin görüldüğü kişilerde detaylı panaromik veya 3 boyutlu tomografik görüntüler alınarak gömülü dişlerin pozisyon ve açıları görülür. Uygun açıda ve yerde duran dişler ortodontik tedavi ile sürdürülebilir. Bu durumda teller takılır ve dişlerin geleceği yerler hazırlanır. Bu aşamadan sonra küçük bir işlemle diş etleri açılır ve bu dişleri braketler yapıştırılır. Bu dişlere uygun kuvvetler uygulanarak ağız ortamına getirilirler.

Bu işlem yaklaşık olarak 18-24 ay kadar sürebilir. Sürmesi mümkün olmayan gömülü dişler genellikle cerrah yöntemle çekilirler. Ortodontik tedavi ile bu dişlerin boşlukları kapatılmaya çalışılır, boşlukların kapatılması estetik ve fonksiyon açısından uygun değilse boşluk yerleri ayarlanarak implant yapılabilir.

Tatilde Ağız Bakımı

Pek çok kişi tatilde ya da iş seyahati sırasında ağız bakımını ihmal eder. Düzensiz beslenme zamanları, farklı mekanlarda konaklama ve diş fırçasını yanında taşımama gibi sorunlar sebebiyle dişler çoğu zaman yeterli fırçalanmaz. Bu gibi durumlarda bazı hususlara dikkat edilerek ağız sağlığımızın bu durumdan en az zararla çıkması sağlanabilir.

En basit önlem yemeklerden sonra ağız çalkalamadır. Bu, kaba yiyecek artıklarını ağızdan uzaklaştırır ve asidik ortamı nötr hale getirir. Kola ve portakal gibi asidik yiyecek ve içeceklerin az tüketilmesi de çürük ihtimalini azaltır. Bazı yiyeceklerin de temizleyici etkisi vardır. Elma ve sert peynirler, hem dişleri temizler hem de diş etlerine masaj yapar. Yemeklerden sonra bu yiyeceklerin yenilmesi de önerilebilir. Tüm bu önlemler, sadece geçici olarak uygulanabilirse de diş fırçalamanın yerini tutmaz.

Uçuk - Aft ve Ağız Yaraları

Ağız içerisinde görülen yaralar genel olarak aft olarak adlandırılır. Aftlar vücut direncinin düştüğü zamanlarda sıklıkla görülür. Aftlar küçük, kraterimsi beyaz yaralardır. Genellikle ağrılıdır ve beslenmeyi olumsuz etkiler. Aftlar 5-10 gün içerisinde iyileşirler. Uçuklar da dirençsiz zamanlarda görülür, genellikle dudak kenarlarında çıkar.

Uçuklar viral kaynaklıdır ve bazı tipleri sinir yolları boyunca yayılabilir, göz ve yüz tutulumları olabilir. Bazı tiplerinde ölümcül sonuçlar bile görülebilir. Uçukta dikkat edilmesi gereken şey, olabildiğince dokunmamak ve yayılmasını engellemektir. Acil durumlar dışında uçuk bulunan hastaya müdahale etmemek gerekir. Bunların dışında yanıklar, travmalar gibi sebepler dışında da ağız yaraları oluşabilir. Eğer geniş yaralanmalar yoksa dokular kendi kendilerini tamir ederler. Ağız dokularının rejenerasyonu genellikle 4-5 gündür. Geniş yaralanmalarda mutlaka doktor kontrolü şarttır.

Ağız Kanserleri

Kanser, dokuların kontrolsüz olarak büyümesi ve hücre sayılarının artmasıdır. Ağız kanserleri, yanak dokuları, dil damak ve bademcikler bölgesinde görülen kanser çeşididir. Vücuttaki tüm dokularda kanser görülebildiği gibi ağız dokularında görülme sıklığı daha fazladır. Ağız kanserlerinin yarıdan fazlası erkeklerde görülür. Ağız kanserlerinin belirtileri arasında uzun süre iyileşmeyen afta benzer yaralar,şişkinlik, his kaybı, yutkunma zorluğu gibi durumlar vardır.

Dudakların ve yanakların devamlı tahriş edilmesi, yanak ve dilin ısırılması da kansere dönebilen dokular yaratır. Sigara alışkanlığı, sert alkollü içkiler, çok sıcak içeceklerin devamlı tüketilmesi de bu riski arttırır. Sigara aynı zamanda akciğer kanserini de ciddi oranda arttırır. Kanser tedavisinde amaç, kontrolsüz çoğalan hücreleri engellemektir. Bunda radyoterapi, kemoterapi ve cerrahi yöntemler sıklıkla kullanılır. Ağız kanserleri ağrı vermeyebilir ve bu da teşhisi zorlaştırır. Bu sebeple diş hekimini düzenli olarak ziyaret etmek gereklidir.

Diş Beyazlatma

Dişlerimiz güzel görüntümüzü taçlandıran en önemli etkendir. Düzgün ve beyaz dişler kişinin özgüvenini sağlar. Dişlerin renkleri tıpkı saç ve göz rengi gibi değişkenlik gösterebilir. Bazı kişilerin dişleri daha sarımsıdır. Dişlerinin daha beyaz olmasını isteyen kişiler beyazlatma (Bleaching) denen işlemi uygulayabilirler. Beyazlatma işlemi ofis tipi ve ev tipi olmak üzere 2 çeşittir. Beyazlatma uygulanacak dişlere önce diş taşı temizliği yapılır. Ofis tipi beyazlatmada dişler izole edilir ve beyazlatıcı ilaç diş yüzeyine uygulanır. Bu ilacın etki etmesi için ilaca özel olarak üretilmiş bir ışıkla aktive edilmesi gereklidir.

Halk arasında lazerli diş beyazlatma denen işlem budur. Aslında kullanılan ışık lazer değildir. Klinik tipi beyazlatma 15-20 dakikalık 2-3 seans gerektirebilir. Bazı durumlarda ev tipi beyazlatma ve ofis tipi beyazlatma birlikte uygulanır. Ofis tipi beyazlatma yapılan kişilere diş plakları yapılır ve belirlenen saatlerde içine beyazlatıcı kimyasallar konularak takılır. Ev tipi beyazlatma bazen hafif durumlarda tek başına uygulanabilir. Beyazlatma, diş bakımına, renklendirici boya maddeleri içeren gıdaların kullanılmasına, çay, sigara kullanımına bağlı olarak 2-3 sene arasında kalıcı olabilir.

Çocuklarda Ağız Bakımı

Bebeklerde ağız bakımı doğumdan itibaren başlamalıdır. Her ne kadar dişler yoksa da ağız temizliği çok önemlidir. Bebek emdikten sonra ağız temiz bir tülbent veya gazlı bezle silinmelidir. Bebeklerde ilk dişler 6-12 ay arasında sürer. İlk dişlerin sürmesiyle birlikte dişte çürük yapan mikroorganizmalarda ağız boşluğuna yerleşirler bu sebeple dişlerin sürmesiyle birlikte ağız bakımı daha da önem kazanır. Dişleri süren çocuklarda günde en az 1 defa dişleri temiz bir tülbent ya da gazlı bezle silmek gereklidir.

Çocuklar 2-3 yaşlarına gelince diş fırçalanmaya başlar. Bu aşamada önce çocuk diş fırçalamalı, ardından anne kontrol etmelidir. Diş macununun içindeki flor, yutulduğu taktirde toksik (zehirleyici) etki gösterir. Çocuklar için özel üretilen macunlarda flor oranı düşürülmüştür. Yine de çocuklarda çok az macun kullanılmalı ve macun yutulmamalıdır. Çocuklarda kullanılmak üzere özel olarak üretilmiş fırçalar da kullanılmalıdır. Çocuklarda ilk daimi dişler 6-7 yaşlarında çıkar. Önde çıkan kesici dişler anne-babalar tarafından kolayca fark edilir. Bununla birlikte en arkada çıkan birinci azı dişleri fark edilmez ve süt dişi ile karıştırılır.

Bu dişlerin bakımı ihmal edilirse kolayca çürüyüp çekilebilir. Bu dişler tekrar gelmeyecektir ve çekilirse dişlerde ciddi biçimde bozulmalar olacaktır. Çocuklarda azı dişlerinin korunması için yapılabilecek işlemlerin başında fissür örtücü uygulaması gelir. Diş cilası da denen bu işlemde azı dişlerinin çiğneyici yüzeylerinde bulunan doğal çatlaklar akışkan bir dolgu maddesi ile sıvanır ve çürük oluşumu engellenmeye çalışılır. Bu işlem ağrısızdır ve dişte oyma ve aşındırma yapılmadan uygulanır.

Protetik Diş Tedavileri

Dişlerin aşırı harap olduğu durumlarda kaplama olarak adlandırılan tedavi yöntemi uygulanır. Kaplama yapılırken dişler küçültülür ve üzerine adeta bir şapka gibi geçen bir restorasyon yapılır. Yaygın olarak kullanılan yöntemde dişlerin üzerine metal bir altyapı yapılır, daha sonra bu yapının üzerine porselenden diş yapılır. Bu yöntem sıklıkla kullanılmakla birlikte, bazı dezavantajları vardır. Metal, zamanla okside olabilir ve diş ile uyumu bozulabilir. Oksidasyon diş etinde de renklenme yapabilir. Bu dezavantajlar, zirkon ya da zirkonyum olarak adlandırılan yöntemle giderilmiştir. Zirkonyum, ışık geçiren yapıda bir metal alaşımıdır. Zirkonyumla yapılan köprü ve kaplamaların avantajı, estetik olarak çok güzel olmaları ve diş eti uyumlarının daha sağlıklı olmasıdır. Metal alt yapılı protezlerde metal rengi alttan yansıdığı için dişlerin renkleri mat olur. Zirkonyumda ise alttan doğal dişin rengi yansır ve bu, tabakalı ve çok daha güzel bir görünüm ortaya koyar. Zirkon kaplamaların diş eti uyumu da oldukça iyidir. Diş etinin zirkonyuma yapıştığı ve açılma yapmadığı yapılan araştırmalarda görülmüştür.

Protetik diş tedavilerinde sıklıkla kullanılan başka bir teknik ise laminadır. Lamina, dişin tamamını inceltmeden, sadece ön yüzeyine yapılan, takma tırnak olarak da adlandırılan işlemdir. Diş yüzeylerinde bulunan derin çatlaklar, yüzey bozuklukları, hafif çapraşıklıklar ve aralıklar, diş rengi bozuklukları lamina yöntemi ile düzeltilebilir. Bu teknikte dişlerin ön yüzeyleri hafifçe aşındırılır ya da dişler uygunsa hiç aşındırılmadan da ölçüsü alınarak bu tırnaklar yapılır. Çok sağlam yapıştırıcılarla dişlere yapıştırılan bu restorasyonlar çok estetik bir görüntü sunar. Bu tekniklerden bazıları kendi isimlerini marka olarak da tanıtmıştır. Lumineers olarak da adlandırılan bu teknikte sonuçlar oldukça iyidir.

Bonding denen teknikte, dişlerdeki bozukluklar kompozit bir malzeme ile düzeltilir. Bu, lamina tekniğine benzer fakat klinik ortamında direkt olarak yapılır. Kullanılan malzeme, beyaz diş dolgusu yapılan malzemedir. Bu tekniğin avantajı, işlemin klinik şartlarında hemen yapılabilmesi ve yapılan işlemin tamamen geri dönüşlü olmasıdır. Elbette ki kullanılan malzemeler zamanla ve kullanımla eskir ve yenilenmesi gerekebilir. Bu yenileme işlemleri sırasında dişlerin zarar görmemesi çok önemli bir özelliktir.

Diş Kontrolü

Diş hekimliğinde periyodik kontrol çok önemlidir. Genel sağlıkla ilgili yazılı ve görsel basında sık sık bilgilendirici yazılar ve haberler çıkmasına rağmen, dişle ilgili düzenli kontrolleri hatırlatan bilgiler hep ihmal edilir. Oysa ki tüm çocuklar 3-4 yaşlarında, 7-8 yaşlarında ve 12 yaşında mutlaka diş hekimi ve ortodontist kontrolünden geçmelidir ve şüphelenilen durumlarda bir kez tüm ağız yapısını gösteren panaromik röntgen filmi alınarak kök gelişimleri, eksik dişlerin olup olmadığı, çene kistleri ve ara yüz çürükleri gibi sorunlar kontrol edilmelidir.

Dişlerde görülen sorunlar bu sayede çok ilerlemeden çözülebilir. Sorun olmadığı durumlarda 6-12 ayda bir düzenli olarak diş hekimine gidilmeli ve kontroller yapılmalıdır. Bazen diş çürükleri ağrı yapmaz ve çürük ilerleyip dişin kaybedilmesine kadar fark edilmezler. Bu açıdan hekim kontrolü dişlerin sağlığı açısından oldukça önemlidir. Ağız boşluğunda oluşan ve kişi tarafından fark edilmeyecek bazı değişiklikler de hekim kontrollerinde ortaya çıkabilir. Uzun süre geçmeyen yaralar bazen ağrıya sebep olmazlar fakat ihmal edildikleri taktirde kötü huylu tümörlerin oluşmasına zemin hazırlayabilirler. Tüm bu faktörler bir araya geldiği zaman düzenli diş kontrolünün önemi bir defa daha ortaya çıkmış olacaktır.

KATEGORİLER

 
logo

anasayfa Şehremini Mh. Deniz Abdal Cami Sk.
No: 23/A Çapa - Fatih, İSTANBUL
tel Tel: (0212) 587 24 24 - (0212) 529 03 00
Tel: (0554) 831 94 11
Tel: (0212) 587 22 24
Whatsapp : 0533 470 1345 - 0554 831 94 11
mail info@capaortodonti.com

ORTODONTİ SAYFALARI

line

ÇALIŞMA SAATLERİMİZ

line
  • Pazartesi 13:00 - 19:00
  • Salı 09:30 - 19:00
  • Çarşamba 09:30 - 19:00
  • Perşembe 09:30 - 19:00
  • Cuma 09:30 - 19:00
  • Cumartesi 09:30 - 18:00
  • Pazar Kapalıyız

BİZİ TAKİP EDİN!

line
Copyright 2019 © capaortodonti.com Tüm hakları saklıdır beranet